Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – Annelik duygusu bir kadının ruhunda çocuğu doğunca en üst noktaya çıkan, çocuğu yaşasa da yaşamasa da hep canlı kalan bir histir. Hayattaki en büyük mücadelelerin, mutlulukların sebebi anneler için yavrularıdır. Yavrusu gitse de anne, hep anne olarak kalır. Nurgül Göksu da 1993 yılında henüz 15 yaşındayken annelikle tanışmış, oğlu Ahmet Can’ı büyük emeklerle büyütmüştü. Can da annesinin emeklerini avukatlık mesleğini hakkıyla yaparak taçlandırmış, tüm ailesi için ‘gözde’ bir genç olmuştu. Avukatlık mesleğine başlamak için staj yaptığı yerde tanıştığı meslektaşı Nesibe ile evlenen Can, annesiyle hep hayalini kurdukları kız bebeğe de böylece kavuşmuştu. 2020 yılında 2 genç avukatın hayallerle kurdukları yuvaları, Ezgi Apartmanı yerle bir olana kadar gülücüklerle doluydu. 6 Şubat 2023 gününe kadar her anı mutlulukla dolu 30 yılın 15 saniyede sileceğinden habersiz olan o gece Can, Nesibe ve 6 aylık Asude bebek, birbirlerine son kez sarılmıştı. Gece ilerliyor, karanlık aydınlanır derken güneş sanki daha da batıyordu. Can’ın aklına bir iş takılmıştı ve 04.07’de depremden sadece 10 dakika önce son kez kontrol etmişti. O esnada eşi Nesibe, küçük bebeğine sarılmış uyuyordu. O an geldiğinde ise bu mutlu aile tablosu 15 saniye içinde beton yığınlarının arasında kalmıştı. 6 Şubat günü anne Nurgül Göksu için ömür boyu sürecek bir mücadeleyi, acısı hiç dinmeyecek bir kaybı beraberinde getirdiğinde yapacak tek şey ayakta duramayan binaların altında kaybedilen ‘Can’lar için adaleti aramaktı!