Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – Demir Çağı’nda yeni bir şehir kurulmuş, yüzyıllarca medeniyetlere merkezlik etmiş, Anadolu’nun Ana Tanrıçası Kibele kültürünü yaşatmış taş yapılar inşa edilmişti. O günler için yeni, bugün antik olan bu şehir Hierapolis’ti. Denizli Pamukkale’de bulunan ve devasa taş yapıların kalıntılarıyla misafirlerini karşılayan şehir, takvimler 60 yılını gösterdiğinde büyük bir depremle yüzleşene kadar tüm heybetiyle önemli bir merkez olmuştu. Ancak büyük sarsıntıdan kısa süre sonra kadim şehir için ‘cehennem kapıları’ açılmış ve Hierapolis’teki yaşam son bulmuştu. Asırlar sonra yeniden keşfedilene kadar pek çok kez daha yer sarsıntılarıyla yüzleşecek şehir her geçen gün biraz daha yok oluyordu. Bugün bilinse de o günlerde antik şehrin kurulduğu nokta ile ilgili ‘can alıcı’ bir sorun vardı. Önemli depremler oluşturabilecek bir fayın üzerinde koskoca bir tarih inşa edilmişti. Bu da şehrin bugünlerde ayakta kalan çok az bir kısmı olmasını açıklıyordu. Tabii bir de yıllardır açıklanamayan ve 60 yılında açılmış bir ‘cehennem kapısı’ da vardı. Hierapolis’in deprem geçmişi, dün yaşanan ve üst merkezi Denizli-Buldan olan 5.1’lik sarsıntıdan çok da bağımsız sayılamazdı. Öyle ki dünkü deprem, Denizli ve çevresi için ‘yıkıcı’ nitelikte depremlerin olduğu faylara çok yakın bir noktada kaydedilmişti. Bu şehir için deprem gerçeğini oldukça ciddi şekilde hatırlatıyordu. Çünkü makasın en keskin yerinde bugün Denizli şehri kuruluydu. Peki bundan sonra bölge için deprem tehlikesi için ne söylenebilir? Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.