Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – I. Dünya savaşı alevleniyor, her geçen gün yeni cepheler açılıyordu. O sıralarda İngilizler, dört bir yandan ‘en iyi askeri’ kendilerine göre ‘kimsenin yenemeyeceklerini’ topluyordu. Yüzlerce askerden oluşan gücün adını ‘Dunsterforce’ koymuşlardı. Bu isim askerin komutanı olan Tümgeneral Lionel Dunsterville isminden esinlenilerek seçilmişti. 1917’de Bolşeviklerin Ekim Devrimi yaşanmış ve bölgedeki Rus birliklerinin dağılıyor olması İngilizleri tedirgin etmişti. Onların gözünde bu, ‘petrol gidiyor’ demekti. General Dunsterville, stratejik öneme sahip Transkafkasya demiryolunu ve petrolü hem Türklerden hem de Bolşeviklerden korumakla görevlendirildiğinde kurulan o büyük güç için neredeyse sonsuz bir ömür biçilmişti. Ancak savaşacakları güç, büyük olduğunu düşündüklerinden daha büyüktü. Nuri Paşa, Enver Paşanın kardeşiydi. Bugün Nuri Killigil diye bildiğimiz Paşa, I. Dünya Savaşının sonlarında Azerbaycana hâkim olan Rus ve Ermeni birliklerinin Mart Olayları adı ile anılan Müslüman katliamlarını yapmaları üzerine, görevlendirilmişti. Kafkas İslam Ordusu adında Osmanlı, Azeri ve Dağıstan askerlerinden oluşan bir orduyla Azerbaycanı işgalden kurtarma operasyonu başlatan Nuri Paşa, sonunda ‘İstiklal Madalyası’ alacağı operasyonları başlatmıştı. İngilizlerin Kuzey İran ve Kafkasya’dan arkalarına bakmadan kaçmalarıyla sonuçlanacak kahramanların komutanı ve Türkiyenin ilk yerli silah fabrikası kurucusu Nuri Paşa’yı ise bambaşka bir kader bekliyordu!