Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – Çok sıcak, çok huzursuzdu. O gece herkes sağ salim sabaha ulaşmak ister gibi bir haldeydi. Evlerde bilinmez bir telaş, sessiz bir panik vardı. 17 Ağustos gecesi Emine Cebeci de oğlu Serkanla yaşadığı evde benzer bir sıkıntı içerisindeydi, aynı yuvayı paylaştıkları köpekleri de birkaç saat sonra olacaklardan habersiz, sıkıntıyla sağa sola koşturuyordu. Dakikalar birbirini kovalıyor ve saat artık 02.00’ye yaklaşıyordu. Emine Cebeciyi uyku tutmamış, 20 yaşındaki oğlu Serkan ise sabah gideceği askeri okul için sabırsızlıktan geceyi o saate kadar ayakta geçirmişti. 19 yaşındaki Serkan uyuyalı 1 saate yakın bir zaman olmuş ve 17 Ağustos 1999 gecesi akrep ve yelkovan 03.02’yi vurmuştu. Huzursuz başlayan gece, yerini kâbus dolu günlerle dolu geçecek yıllara bırakmak üzereydi. Emine Cebecinin ayağa kalktıktan sonra oğluna yetişecek vakti olmadı, geceden daha karanlık enkazın altında geçireceği saatler, 4 saniye içinde Gölcük’ün Kavaklı ilçesindeki ‘yeni yapılmış’ apartmanlarını vurdu. 5 katlı, yuvadan çok mezar olan o apartman, 4 yıl önce Emine Cebeci enkaz altındayken avucunu dolduran tuzlu deniz kumundan yapılmıştı. Emine Cebeci için o günden sonra o kum tanelerinden birini ararcasına zor bir mücadele başladı. 17 Ağustos 1999ondan 4 yıl aradığı ve bir daha iyi geceler deme fırsatı bulamadığı oğlunu kopardı. O ise kendi canından geçmiş halde oğluna dair bir iz bulmak için savaştı. Emine Cebeci1999un en derin yarasını,hiç unutmadığı mücadelesi ve özlemiyle, elinde kalan birkaç fotoğrafla Milliyet.com.tr’ye anlattı.